Como cliente Amazon Prime obtén 3 meses de Audible gratis
Sadakatin Gölgesi - Gölgeden Bakış
İnancın, devletin gölgesinde kaldığı bir ömür
No se ha podido añadir a la cesta
Solo puedes tener 50 títulos en tu cesta para poder pagar.
Vuelve a intentarlo más tarde
Vuelve a intentarlo más tarde
Error al eliminar la lista de deseos.
Vuelve a intentarlo más tarde
Se ha producido un error al añadirlo a la biblioteca
Inténtalo de nuevo
Se ha producido un error al seguir el podcast
Inténtalo de nuevo
Error al dejar de seguir el podcast
Escúchalo ahora gratis con tu suscripción a Audible
Después de los 30 días, 9,99 €/mes. Cancela tu siguiente plan mensual cuando quieras.
Disfruta de forma ilimitada de este título y de una colección con 90.000 más.
Escucha cuando y donde quieras, incluso sin conexión.
Sin compromiso. Cancela tu siguiente plan mensual cuando quieras.
Compra ahora por 6,99 €
-
Narrado por:
-
Serkan GÜMÜŞ
-
Mustafa Yılmaz
-
De:
-
Mustafa Yılmaz
"Gölgeden Bakış", Sadakatin Gölgesi serisinin final cildi, bu soruyla açılıyor. İlk ciltte kurulan dünya ikincide yerle bir olmuştu; şimdi yıkıntıların arasından ne filizleneceği sorusu yanıtlanıyor. Yılmaz, ne kolay intikama ne de ucuz kurtuluşa sığınıyor. Önerdiği şey çok daha zor ve çok daha gerçekçi: yüzleşme. Kendi yaptıklarınla, yapamadıklarınla ve affedilmesi imkânsız görünen şeylerle yüzleşme. Çünkü affetmek unutmak değildir — hakikatle yüz yüze gelmektir. Ve yüzleşmeyen toplumlar, aynı döngüde boğulmaya mahkûmdur.
Bu cildin en şaşırtıcı boyutu perspektif genişlemesi. Farklı bir kültürden, farklı bir dilden, farklı bir inanç geleneğinden gelen beklenmedik bir karakterin hikâyeye katılması, serinin "kapıları kilitlemeyen" felsefesinin en cesur sınavını oluşturuyor. Bu karakterin yolculuğu, romanın en güzel ve en umut verici sayfalarını barındırıyor. Çocukken ailesinden koparılan Umut ise artık yetişkin bir kadın olarak sahneye dönüyor — öfkeli, kararlı ve babasının savaşını bambaşka bir cephede, uluslararası hukuk arenasında sürdürmeye hazır.
Gölgebir'in masasındaki emanetler — bir kitap, bir lamba, mektuplar — her biri bir insanın, bir yaranın temsili olarak anlam kazanıyor. Bir gece, bir kamera karşısında, yirmi yılın sessizliği ilk kez bozuluyor. Ve bu konuşma yalnızca bir adamın değil, yüz binlerce insanın hikâyesini taşıyor. Hastalık ve iyileşme arasındaki ilişki ise romanın en cesur iddiasını barındırıyor: öfke bedeni tüketir, yüzleşme ise iyileştirmeye başlar. Yılmaz bunu mistik bir iddia olarak değil, bir insanın ruhsal ve fiziksel iyileşmesinin iç içe geçtiği bir süreç olarak sunuyor.
adbl_web_anon_alc_button_suppression_t1
Continuar la serie
No hay reseñas aún